Terminal Spielberg <b>Terminal</b>’inden Çıkamıyor Ali Ercivan Steven Spielberg 'ün son filmi  Terminal  (The Ter...

Terminal | Film İncelemesi

/
0 Comments
Terminal
Spielberg <b>Terminal</b>’inden Çıkamıyor
Steven Spielberg'ün son filmi Terminal (The Terminal), yönetmenin tipik özelliklerini bir kez daha hatırlatmanın ötesine pek gidemeyen bir çalışma. Yine seyirciye ne zaman ne hissedeceğini ve düşüneceğini dayatan ve yine bir filmi nasıl bitireceğini bir türlü çözemeyen bir yönetmen! 



Karşımızdaki filmin, Tombés du ciel (Lost In Transit) adlı 1993 yapımı Fransız filmine benzerliği bir yana; The Truman Show ve Gattaca gibi son on yılın iki önemli filminin ardında imzası bulunan Andrew Niccol'e ait öykünün, filmde gelinen son noktadan oldukça farklı olduğunu tahmin etmek güç değil. Amerikan sistemine dair kimi yüzeysel eleştirel dokundurmalar da içeren ve modern kentin ortasına uyarlanmış bir Robinson Crusoe-Issız Ada öyküsü olarak ilginç noktalara taşınabilecek merak uyandırıcı çıkış noktası, Spielberg'ün bu kez fiziksel komedi sınırlarında da gezinen mizah anlayışı ve hangi amaca hizmet ettiğini çözmenin mümkün olmadığı bir aşk öyküsü uğruna harcanmış. Amaç Rock Hudson-Doris Day filmlerini hatırlatır naiflikte bir romantik-komedi yapmaksa, bunun öykünün politik özüne uzaklığı bir yana, başarıya da ulaşılamamış. 

Spielberg'ün, Yapay Zeka ve Azınlık Raporu gibi son filmlerinde biraz olsun yeni görsel ve tematik arayışlar içine girmiş olmasının verdiği umuda rağmen, Terminal yine can sıkıcı derecede düzgün ve kişiliksiz bir sinema örneği. Seyircinin zekasına güvenmediği o eski günlerine bir dönüş hatta yönetmen adına. Onun konumundaki biri için filmin teknik yetkinliği ya da yapım tasarımı ve görüntü yönetimi gibi alanlardaki başarısından bahsetmenin gerçekten hiçbir anlamı yok. Bir yönetmen sadece aynı teknik hünerlerini her filmde tekrar ve tekrar sergilemek için film yapıyor olamaz. 



Ustasının John Ford olduğunu söyleyebileceğimiz klasik sinema dilinin belki de en başarılı uygulayıcısı olan Steven Spielberg'ün artık para kazanmak, ödül almak ya da seyirciye salonu terk ettikten sonra unutacağı iki saatlik bir eğlencelik sunmaktan daha farklı bir motivasyonla, daha yaratıcı kaygılarla filmler yapmasını bekliyor insan. Yazık ki Spielberg, kimbilir belki de yukarıda saydığım önceki iki filminin gişede pek bekleneni verememiş olmasından ötürü, yine kendi güvenli saydığı sulara dönmüş. Ancak sonucunda, Terminal gişe ve saygınlık anlamında daha da gerilerde kaldı... 

Yine de, dediğim gibi, ortada belli bir noktaya kadar keyifle izlenebilen bir seyirlik var. Komedi unsuru, oyuncuların da başarısı sonucu filmi hoş bir eğlencelik haline dönüştürüyor. Tom Hanks'in performansının, kendisini uzun zamandır izlemediğimiz türde bir komedi performansında görmenin ötesinde bir önemi yokken; filme asıl değerini yardımcı oyuncu kadrosu katıyor. Hak ettiği takdiri hiç göremediğini düşündüğüm Stanley Tucci, Latin sinemasının yeni yıldızlarından Diego Luna ve meraklısının Tenenbaum Ailesi adlı Wes Anderson filminden hatırlayacağı Kumar Pallana başta olmak üzere, yardımcı oyuncu kadrosu gerçekten çok başarılı. Yazık ki aynı şeyi Catherine Zeta-Jones için söylemek mümkün değil...


You may also like

Hiç yorum yok: