Tarkovski ’nin Stalker adlı filminin bilimkurgu kapsamına girip girmediği konusunda anlaşmazlık söz konusu. Bana kalırsa Stalker, bilimle...

Bir Başyapıt: STALKER (ANDREY TARKOVKSİ)

/
0 Comments
Tarkovski’nin Stalker adlı filminin bilimkurgu kapsamına girip girmediği konusunda anlaşmazlık söz konusu. Bana kalırsa Stalker, bilimle maneviyat ilişkisini ele almak bakımından ucundan kıyısından da olsa bilimkurguya dâhil. Yine de daha çok felsefî bir eser.
Tren istasyonuna yakın bir evde yaşayan çift büyüsü bozulmuş bir Dünya’da, Sovyet kahverengisi diyebileceğim tonlarda, sıkıcı, rutin, donuk bir yaşam sürdürmektedir. Ailenin erkeği, herhangi bir maddi eksikliğin olmadığı bu boğucu ortamda, bir başka deyişle sert ve ödünsüz bir modernliğin içinde, hakikatin peşine düşen bir iz sürücü hâline gelmiştir. Gerçeğin, hakikatin izini süren, mevcut sistemin kuru ve donuk yapısında bir sıkıntı olduğunu hisseden, bunu bilen ama ifade etmekte zorlanan bir iz sürücü. Yasaklanmış ve kuşatılmış olan Bölge’ye giden yolda bir profesöre ve bir yazara öncülük etmeye karar verir. Yasak bölgedir gideceği yer. Hakikat yasaklanmıştır. Ne var ki buna değeceğine de emindir.
Filmdeki üç erkekten alkolik olan yazar ve fizik profesörü, iz sürücüden farklıdır. İz sürücü gerçeklikten haber getiren bir ulak, diğerlerine öncülük eden bir havari, nihayet akılla bir türlü görülemeyeni bir şekilde hisseden, sezgileri kuvvetli bir ermiştir adeta. Entelektüel yazar ve fizik profesörü, hayatı sırf akılla, rasyonel olanla, duyularla edinilen bilgiyle anlamakla bir ömür tükettikleri için iz sürücünün sezgi gücüne sahip olmaları imkânsızdır. Hayatı 2 * 2 = 4 kesinliğinde, sıkıcı ve donuk bir rasyonalitenin egemenliğinde yaşayan bu iki kişinin, görünende, fenomenal evrende kendini doğrudan doğruya belli etmeyen hakikati idrak edebilmeleri mümkün değildir. Zira hakikate saygı duyulması, onun ciddiye alınması gerekir; alay edilmesi değil.
Bu yüzden filmin bir yerinde “Bölge’ye saygı duyulması gerekiyor” der iz sürücü. Hakikate 2 * 2 = 4 gibi yalın ve doğrudan bir bakışla erişemezsiniz. Ona ancak çapraz, yamuk bir bakış attığınızda, ona belirli bir yöntemle değil, doğaçlayarak yaklaştığınızda erişmeniz mümkündür. O da kısmen. Zira filmde söylendiği gibi Bölge sürekli değişim hâlindedir. Hakikate bir kez erişilmiş olması, ikinci kez erişilebileceğini garantilemez. Ona çıkarsız yaklaşmak gerekir. Müzik gibi, sanat gibi. Müzik dinlemek size hiçbir şey kazandırmaz. Size kâr getirmez belki, ama yine de ona ihtiyaç duyar, ona eriştikçe bir şeylerin yerli yerine oturduğunu hissedersiniz. Dünya büyüsüne, sihrine yeniden kavuşur adeta. Ele avuca gelmeyen, akılla açıklanamayan şeyler de vardır.


You may also like

Hiç yorum yok: